
Sosyal Medyadaki Sahte Reklamlara Karşı Tarihi Mahkeme Kararı
Almanya'da bir mahkeme, sosyal medya platformlarının sahte ve yanıltıcı reklamlardan doğrudan sorumlu olduğuna hükmederek dijital hukukta yeni bir dönüm noktasına imza attı. Karara göre platformlar, bildirilen dolandırıcılık amaçlı içerikleri hızla kaldırmak, zararları tazmin etmek ve elde ettikleri ticari geliri açıklamakla yükümlü tutulacak. Uzmanlar, bu kararın Türkiye dahil tüm dünyada dijital mağduriyetlerin önüne geçilmesi açısından emsal teşkil edeceğini belirtiyor.
Almanya'da sosyal medya platformlarında yer alan sahte reklamlar aracılığıyla yapılan dolandırıcılık faaliyetlerine ilişkin görülen davada, uluslararası dijital hukuk açısından çığır açan bir karar alındı. Mahkeme, platformları işleten ana şirketlerin yayınlanan sahte içeriklerden doğrudan sorumlu olduğuna hükmetti. Konuyu değerlendiren uzmanlar, kararın platformları daha sıkı denetimler yapmaya zorlayacağını ve dijital mecralardaki mağduriyetleri önemli ölçüde azaltacağını vurguluyor.
Sosyal medyadaki sahte reklamlar nedeniyle Türkiye'de de ünlü isimlerin ve vatandaşların ciddi mağduriyetler yaşadığına dikkat çeken Bilişim Uzmanı Hakan Topuzoğlu, bugüne kadar platformların sorumluluk almaktan kaçındığını belirtti. Almanya Mahkemesi'nin aldığı kararın önemine değinen Topuzoğlu, artık platformların sadece idari para cezalarıyla kurtulamayacağını, yaşanan hak kayıplarından doğan zararları da ödemek zorunda kalacağını ifade etti. Benzer yaptırımların Türkiye'de de uygulanması gerektiğini savunan Topuzoğlu, sorumluluk yüklenen platformların algoritmalarını ve reklam içeriklerini daha titizlikle incelemek zorunda kalacağını söyledi.
İlgili haber: Şuşa'da Üçlü Savunma Zirvesi: Türkiye, Azerbaycan ve Gürcistan'dan Güçlü İş Birliği Mesajı
Hukuki boyutu değerlendiren Avukat Kübra Pekel ise kararın dijital hukuk alanında tarihi bir eşik olduğunu vurguladı. Sosyal medya platformlarının uzun yıllardır kendilerini sadece birer "aracı hizmet sağlayıcı" olarak konumlandırdıklarını ve içerikten sorumlu tutulamayacaklarını savunduklarını belirten Pekel, bu anlayışın artık yıkıldığını söyledi.
Almanya'daki davada ortaya çıkan verilere göre, bir kullanıcı portalının yalnızca bir ay içinde yaklaşık 260 sahte reklam ihlali bildirmesine rağmen, platformun bu içerikleri kaldırmasının 62 günü bulduğu tespit edildi. Mahkeme, platformun Avrupa Birliği Dijital Hizmetler Yasası (DSA) kapsamındaki "bilgi eksikliği" savunmasını geri çevirdi. Gerekçe olarak ise platformların tarafsız bir akış sunmadığı, kendi algoritmalarıyla içeriğin kimlere ulaşacağını belirlediği ve bu sahte reklamlardan finansal kazanç sağladığı gösterildi.
Avrupa Adalet Divanı'nın emsal kararlarına atıfta bulunan mahkeme, platformlara üç temel zorunluluk getirdi: Sahte reklamların derhal sistemden kaldırılması, mağdur olan kişilere tazminat ödenmesi ve bu reklamlardan sağlanan ticari gelirin şeffaf bir şekilde açıklanması.
İlgili haber: Aydın Sanayi Odası'nda Sandıklar Kuruldu: Yeni Yönetim Belirleniyor
Dijital alandaki sorumluluğun iki boyutlu olduğunu ifade eden Avukat Pekel, asıl failin reklamı veren dolandırıcılar olduğunu ancak bildirime rağmen içeriği zamanında kaldırmayan ve bundan gelir elde eden platformların da "özen yükümlülüğünü" ihlal ettiklerini belirtti. Pekel, platformların doğan zararlardan dolandırıcılarla birlikte ortaklaşa sorumlu tutulacağını kaydetti. Vatandaşlara da uyarılarda bulunan Pekel, sosyal medyada sponsorlu olarak karşılaşılan reklamlara doğrudan güvenilmemesi, ilgili kurum veya markanın resmi internet sitesinin bağımsız olarak kontrol edilmesi gerektiğini hatırlattı.







Yorum Yap