
Gökova’nın Altın Susamında Hasat Zamanı: Japon Mutfağının Vazgeçilmezi Yine Tarlalardan Toplanıyor
Muğla’nın Ula ilçesinde susuz tarım yöntemleriyle ve tamamen doğal olarak yetiştirilen dünyaca ünlü Gökova susamında yıllık hasat dönemi başladı. Bölgenin kendine has iklimi ve denizden gelen nemle eşsiz bir aromaya kavuşan ürün, özellikle Japonya'dan yoğun talep görüyor. Üreticiler bu yıl verimden memnun olsa da geleneksel yöntemlerle yapılan toplamada işçi bulmakta güçlük çekiyor.
Muğla’nın Ula ilçesine bağlı Akçapınar ve Akyaka mahallelerindeki verimli arazilerde, hiç sulama yapılmadan yetiştirilen ve kendine has aromasıyla tanınan Gökova susamında yıllık hasat maratonu başladı. Gökova Körfezi’nin rüzgarı, denizden gelen nemi ve bölgenin mikroklima iklimi sayesinde benzersiz bir koku ve lezzete ulaşan altın sarısı susamlar, yöre halkının en önemli geçim kaynakları arasında yer alıyor.
Ekiminden toplanmasına kadar teknolojiden uzak, tamamen geleneksel ve organik yöntemlerle üretilen susamın tarladaki yolculuğu oldukça meşakkatli geçiyor. Olgunlaşan bitkiler üreticiler tarafından tek tek elle sökülerek tarlada demetler halinde istifleniyor. Yaklaşık 21 gün boyunca güneş altında kurumaya bırakılan ürünler, daha sonra yine el emeğiyle çırpılıp eleklerden geçirilerek satışa hazır hale getiriliyor.
İlgili haber: Vodafone ve Samsung'dan 5G Teknolojisine Erişim İçin Stratejik Hamle
Gökova susamının en büyük küresel alıcısı ise Japonya. Japon mutfağının simge lezzetlerinden biri olan suşi yapımında kullanılan bu özel susam, her yıl tüccarlar aracılığıyla doğrudan Japonya’ya ihraç ediliyor. Piyasa şartlarına bakıldığında Japonya, ihracatçı firmalardan sarı susamın kilosunu 2025 yılında 4,70 dolardan alırken, önümüzdeki dönemin toptan ve perakende iç piyasa fiyatlarının da şekillenmesi bekleniyor.
Bölgedeki üreticilerin karşılaştığı en büyük zorluk ise iş gücü yetersizliği. Ürünün tarladan sökülmesi ve işlenmesi aşamalarında yoğun insan gücüne ihtiyaç duyulurken, yerel üreticiler çevre ilçelerden gelen işçilerle süreci yürütmeye çalışıyor.
İlgili haber: Sakarya’nın Yüksek Kesimlerinde Fındık Hasadı Ve Kurutma Mesaisi Sürüyor
Üreticilerden Nilgün Sarıoğlu, toprağın altındaki doğal nem ve denizden gelen tuzlu havanın ürüne benzersiz bir nitelik kazandırdığını belirterek, tamamen organik olan bu ürüne hem yerli tüketicilerden hem de yabancılardan çok yoğun bir talep olduğunu vurguladı. 20 yıldır susam yetiştiren Adem Akyüz ise hiçbir şekilde kimyasal gübre kullanmadıklarını, tüm sürecin el işçiliğine dayandığını ancak çalıştıracak işçi bulmakta büyük sıkıntı çektiklerini dile getirdi.










Yorum Yap