Eski Bakan Denizolgun'un Kayıp Telefonu İçin Akrabalarına Delil Karartma Davası Açıldı
2016 yılında yaşamını yitiren eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun'un soruşturma dosyasındaki kilit delil niteliğindeki cep telefonunun kaybolduğu ortaya çıktı. Mahkeme kararıyla aile fertlerine teslim edilen ancak adreslerde yapılan aramalarda bulunamayan telefon nedeniyle iki yakını hakkında 'suç delillerini yok etme' suçlamasıyla dava açıldı.
Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’un 2016 yılında Beykoz’daki çiftliğinde ölü bulunmasına dair yürütülen soruşturmada seneler sonra yeni bir hukuki süreç başladı. Vefatın ardından olay yerinden toplanarak kriminal incelemeye gönderilen ve ardından tereke sürecine dahil edilen cep telefonunun yapılan aramalara rağmen bulunamaması üzerine Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı harekete geçti. Başsavcılık, merhum bakanın yakını Ayşe Gülderen Denizolgun Kuriş ile oğlu Hilmi Tuna Kuriş hakkında "Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" iddiasıyla kamu davası açtı.
Hazırlanan iddianamedeki detaylara göre, bakanın ölümünün ardından olay yerinde güvence altına alınan cep telefonu ilk olarak parmak izi incelemesinden geçirildi. Adli süreçlerin ardından İstanbul Anadolu 13. Sulh Hukuk Mahkemesi, 4 Mayıs 2017 tarihinde telefonun da içinde bulunduğu eşya çuvalının Ayşe Gülderen Denizolgun Kuriş’e teslim edilmesine karar verdi. İddianamede bilgisine başvurulan tanık avukat A.Ç., mühürlü eşya çuvalını adliyeden teslim aldıktan sonra Hilmi Tuna Kuriş’in yönlendirmesiyle Kısıklı’daki bir adrese götürerek buradaki görevliye teslim ettiğini ifade etti.
İlgili haber: Ev Hapsindeki Parti Yöneticisi İçin Yapılan Açıklamada Site Yöneticisiyle Gerginlik Yaşandı
Söz konusu telefonun kayıp olduğu, başka bir soruşturma kapsamında Hilmi Tuna Kuriş’in evinde yapılan kolluk aramaları sırasında fark edildi. Arama kayıtlarında telefonun bulunamaması üzerine cihazın teknik bilgileri emniyet birimlerine iletildi ancak yürütülen çalışmalarda cihaza ulaşılamadı. İncelemelerde, eşyaları teslim alan tarafın Kuriş ailesi olduğu ve muhafaza sorumluluğunun onlarda bulunduğu vurgulandı. Şüphelilerden Hilmi Tuna Kuriş cihazı kendisinin aldığını belirtirken, Ayşe Gülderen Denizolgun Kuriş ise tereke süreciyle bizzat ilgilenmediğini savundu.
İlgili haber: İran'dan ABD ile Nükleer Görüşmeler Açıklaması: Anlaşmada Ciddiyiz Ancak Şartlarımız Var
Savcılık değerlendirmesinde, şüpheli ölüm olayının ardından telefon içerisinde herhangi bir detaylı bilirkişi incelemesi yapılmadığına dikkat çekildi. Cihazda yer alan mesajlar, fotoğraflar ve kişisel notların, olayın üzerindeki sır perdesinin aralanması açısından kritik birer delil niteliği taşıdığı ifade edildi. Mahkeme evrakları, tanık beyanları ve arama tutanaklarını bir arada değerlendiren başsavcılık, teslim alınan telefonun bilerek yok edildiği kanaatine vararak şüphelilerin cezalandırılmasını talep etti.








Yorum Yap