
Türkiye'de Sermaye ve Devlet İlişkisi: Cumhuriyet'in Temel Maddesi Millet Bütünlüğüdür
Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşu, diğer ülkelerin aksine bir burjuva sınıfının egemenliğiyle değil, doğrudan milletin iradesiyle gerçekleşmiştir. Bu tarihsel süreç nedeniyle Türk siyasal geleneğinde sermaye, hiçbir zaman devlet ve toplumun üzerinde dokunulmaz bir konumda yer almamıştır. Dolayısıyla Türkiye'nin kapitalist düzeni ve sermaye yapısını eleştirme konusunda güçlü bir tarihsel meşruiyeti bulunmaktadır.
Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş süreci incelendiğinde, Batı'daki örneklerinin aksine bir burjuva sınıfının siyasal hakimiyet kurma çabasıyla şekillenmediği görülmektedir. Aksine, Türkiye devleti doğrudan milletin kendi mücadelesi ve iradesiyle inşa edilmiştir. Bu durum, sermayenin ülkeyi kurması yerine, devletin sermaye yapısını şekillendirdiği bir tabloyu ortaya koymaktadır.
Cumhuriyet'in meşruiyet zemini hiçbir zaman sermaye sahiplerine dayanmamış, gücünü doğrudan halktan almıştır. Türk siyasal kültüründe sermayenin, devletin ya da toplumun üzerinde kısıtlanamaz ve dokunulmaz bir güç haline gelememesinin temelinde bu tarihsel gerçeklik yatmaktadır. Bu durum, Türkiye'ye kapitalist sistemin aksaklıklarını ve sermayenin sınırlarını sorgulama konusunda tarihsel ile siyasal açıdan tam bir meşruiyet kazandırmaktadır. Yönetim anlayışında da bu bilincin korunması ve sermayenin toplumun üzerinde bir baskı unsuruna dönüşmemesi yönünde adımlar atılmaktadır.
İlgili haber: Karacabey'de Depo Olarak Kullanılan Binada Yangın Söndürüldü
İlgili haber: Bursa'da Üç Kişinin Bindiği Çalıntı Motosiklet Kaza Yaptı: Sürücü Kayıp Çocuk Çıktı










Yorum Yap