
Genç Yaşta Meme Kanserine Dikkate Alın: Uzmanlardan 'Ertelemeyin' Uyarısı
Meme kanserinin yalnızca ileri yaş hastalığı olmadığına dikkat çeken uzmanlar, 50 yaş altındaki kadınlarda da vaka sayılarının arttığını vurguluyor. Meme dokusunda veya koltuk altında fark edilen yeni değişikliklerin 'yaşım genç' denilerek ihmal edilmemesi gerektiği belirtiliyor. Erken evrede fark edilen şüpheli bulguların, tedavi başarısını doğrudan etkilediği ifade ediliyor.
Meme kanseri genellikle ileri yaş grubuyla özdeşleştirilse de son yıllarda yapılan araştırmalar genç kadınlar arasındaki vaka sayılarında belirgin bir artış olduğunu ortaya koyuyor. Özellikle 50 yaşın altındaki kadınlarda meme kanseri görülme sıklığı yükselirken, hastalık 20'li ve 30'lu yaşlardaki bireylerde de tespit edilebiliyor. Bu durum, genç yaşın tek başına bir koruma sağlamadığını gösteriyor.
Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Özdoğan, meme kanseri vakalarının çoğunun genç yaşlarda görüldüğü anlamı çıkarılmaması gerektiğini, ancak genç kadınların vücutlarındaki değişimleri göz ardı etmemesinin hayati önem taşıdığını ifade etti. Memede veya koltuk altında ele gelen yeni kitleler, meme başından gelen kanlı akıntılar, ciltte çökme veya biçim bozuklukları gibi belirtilerin mutlaka tıbbi bir değerlendirmeden geçmesi gerektiğini belirten Özdoğan, bu bulguların kesin olarak kanser anlamına gelmediğini ancak gecikmeden kontrol edilmesi gerektiğini kaydetti.
İlgili haber: Elazığ'da İki Otomobil Çarpıştı: 3 Yaralı Kamerada
Genç kadınlarda meme dokusunun daha yoğun yapıda olması sebebiyle teşhis sürecinde mamografinin yanı sıra ultrason gibi ilave görüntüleme yöntemlerine ihtiyaç duyulabileceğini aktaran Prof. Dr. Özdoğan, rutin tarama programlarının Türkiye'de ortalama risk grubundaki kadınlar için 40 yaşında başladığını hatırlattı. Ancak ailesinde genç yaşta meme veya yumurtalık kanseri geçmişi bulunan ya da genetik risk taşıyan kişilerin çok daha erken yaşlarda takibe alınması gerektiği vurgulandı.
İlgili haber: Antalya'da Alev Alan Kamyonun Sürücüsünden Büyük Fedakarlık: Facia Son Anda Önledi
Kişiye özel tedavi yaklaşımlarının önemine de değinen Özdoğan; tümörün genetik özellikleri, hormon reseptörleri ve biyolojik yapısına göre en uygun tedavi protokolünün belirlendiğini söyledi. Özellikle genç hastalarda tedavi planlaması yapılırken kanseri kontrol altına almanın yanı sıra doğurganlığın korunması, gebelik süreçleri, kemik ve kalp sağlığı ile genel yaşam kalitesinin göz önünde bulundurulduğunu belirtti. Günümüzde yapay zeka destekli görüntüleme teknolojileri ile akıllı ilaç ve hedefe yönelik tedavilerin, hastalığın tekrarlama riskini düşürmede ve başarılı sonuçlar elde etmede büyük rol oynadığı ifade edildi.










Yorum Yap